Tag-Archive for » selahaddin eyyubi «

ŞAMA HALEPE NASIL GİDİLİR ? NERELER GEZİLİR ? NE YENİR ?

Suriye yolculuğuna , bir cuma sabahı Antakya otogarından başlıyoruz. Şam’a giden bir kaç seyahat şirketi var, ilk bulduğunuza atlamayın, fiyat araştırn pazarlık yapın. Otobüsün saat 9 da kalkacağı söylendi ama 1 saat rötar yaptı normal. hareketten bir saat sonra cilvegözü sınır kapısına geliyoruz burada işlemler 45 dakika civarı sürüyor, otobüs suriye girdikten 2,5 saat sonra HUMUS kentinde mola veriyor, yemeklerin tadı bize göre biraz farklı. yol 500 km civarı ve 6 saat sürüyor. sizi belediye otobüsü durağı gibi bir yerde otobüs bırakıyor ve taksiye binip tarihi çarşıya gidiyorsunuz. taksi şoförleri dahil kimse ingilizce bilmiyor, pratik konuşma kılavuzu faydalı olur diye düşünüyorum. kalacağanız yerle ilgili ilk yoklama taksi şoförü tarafından çekiliyor, 60 dolara müstakil ev teklif ediyorlar. biz kabul etmedik ama pişman olduk 30 dolara çok da iyi olmayan bir odada kaldık size tavsiyem en azından evi görmeniz. Tarihi Hamidiye çarşısının önünde indikten sonra gezimiz başladı. ULUSAL MÜZE ve SÜLEYMANİYE KÜLLİYESİ çarşıya 20 dakika yürüme mesafesinde biz öçnce oralara gittik amam tatil olduğundan kapalıydı. suriye de tatil günleri cuma ve cumartesi. dolayısıyla hamidiye çarşısına geri döndük; hava kararmıştı. çarşı tek caddeden gidiyor ve standart bir yürüyüşle 12 dakika da Emevi Caminin ön kapısına varmış oluyorsunuz. Asıl eğlenceli çarşı bu noktada başlıyor. Tabii öncelikle bu muhteşem eseri geziyorsunuz özellikle gece ambiansı muhteşem. daha sonra camiinin arkasından dolanarak, dar sokaklı çarşıya girmeden nargile kahveleri karşılıyor sizi ağır bir tömbeki kokusu, bizim elmalı nargile içen arkadaşlar nargile içiyoruz demesinler şam’ın bir nargilesini denesinler tabii içebilirlerse. Şam da zannedersem tüm suriye kahve geleneği çok yaygın zaten İstanbul’ a ilk kahveyi açanda 1554 yılında suriyeli iki birader, aynı kaynaklara görede iki sene istanbulda kahve işletip bir servetle suriyeye dönmüşler. bu dar sokaklıçarşıda gezerken kesinlikle limonata içmenizi ve tatlı yemenizi öneririm. bu çarşıda naturel meyve suyu çeşitleride çok fazla : ananasdan çileğe, limona, muz,vs. vs… çarşıda kasetçilerden, resim satan dükkanlar, halıcılara, büfelere, kahvelere, kuruyemişçiler rastlamak mümkün, 1 saatten fazla br süre yürüdükten sonra ıssız bir noktaya geldik devam ettik 15 dakika sonra ŞAM SOSYETESİNİN mekanına gelmiştik, lüks arabalardan ve insanların giyiminden anladık bunu, birde bir arabanın aynı yerde defalarca tur atmasından ANKARA 7. CADDE geldi aklıma, moda tabiriyle piyasa yapıyorlardı. Farklı bir yoldan çarşı içine döndük, bu arada kilisleirin olduğu bir caddeye girdik ve Bir hristiyan düğününe denk geldik, onlarmı bizden almış bilmiyorum ama konvoy yapıp gecenin 10 unda sağır ettiler bizi. lüks bir semtte ilerlerken bir restoranda beyazlar giymiş 6- 7 servis elemanı birden ellerinde tabak çanağı masayı koyup oynamaya başladılar, müşterileri eğlendiriyorlardı ne yalan söyleyeyim ben bile dışardan tempo tuttum. burası da çok öenmli bir restoranttı ünlü ziyaretçilerin resimleri vardı. yanlış hatırlmıyorsam ALMAN KAYZERİ 2. WIlhelm inde portresi vardı. zaman hızlı geçmişti saat 11 gibi yolumuzu kaybettik yaklaşık 20 dakika bocalamadan sonra emevi camiinini minaresini takip ederk yolu bulduk. dönüş yolundan tarihi çarşının planının yeraldığı bir harita gördük ve o haritanın %90 ının gezdiğimizi farkettik. bu arada dar sokaklı çarşıda lahmacun fırını gibi bir yer bulduk pizza vari birşeyler aldık ama dükkanın oturacak yeri olmadığından kaldırıma çöküp yedik, şam da çarşıda çoğu dükkan böyle.bitap bir halde otelimize aslında otel denmez kalacağamız yere dönerken hamidiye çarşısı içinde ki bakdash a girdik. gece 1 olmasına rağmen 7 8 masa doluydu saat 7 gibi zaten burada kuyruk vardı. masaya oturduk kafamı bir kaldırdımki
ki suriyeli bir kadın sürahiyi kaldırdıdığı gibi kafaya dikti, aslında masada bardak ta vardı ama kültür meselesi. tabii biz kapalı su içtik. dondurma çok da güzel değildi. çarşıdan çıktık otele gitmeden baktık vasat bir kahve nargile söyledik Ahmed diye bir arkadaşla tanıştık tur rehberi ve istanbula gelmiş daha önce tam kalkmak üzeryekn şam itfaiyesi cadde yıkama faaaliyetleri sırasında bizi de yıkadı az biraz. saat 2 ye geliyordu çok yorgunduk sabah 10 kadar yatmışız. Saat 1 gibi Halep’ e gideceğimizden tekarar eski çarşıya bir sorti yaptık. Mahir ustadan istanbula getirmek için tatlı aldık. Selahattin Eyyubi nin mezarına gittik( maalesef şarjım bittiği için burayı çekemedim) burda 2. Wilhelm’in 1898 deki ziyareti dünya siyasi tarihinde önemli bir milattır. “İmparator, Şam’da yöneticilerin, ‘hoş geldiniz’ söylevlerine cevap olarak meşhur nutkunu verdi: “Burada bütün zamanların en kahraman askeri Sultan Selâhaddin’in (Eyyübi) mezarı önündeyim. Majesteleri Sultan Abdülhamid’e misafirperverliğinden dolayı teşekkür borçluyum. Gerek Majeste Sultan, gerekse Halifesi olduğu dünyanın her tarafındaki 300 milyon Müslüman bilsinler ki, Alman imparatoru onların en iyi dostudur!” Bu söylev o kadar büyük yankı yapmıştı ki, İstanbul’da Kayzer’in Müslüman olduğu dedikoduları yayılmıştı. Bizim için Şam’ a veda vakti Halep zamanıydı. Şam’ ın otogarı tam bir felaket,bizim metrobüs durakları 10 kat daha iyi. Birde ülkede inanılmaz baskı var bunu hissedebiliyorsuz. Şam otogarından hareket eden her yolcunun kimlik bilgileri alınıyor. Muhtemelen siyasi suçlu arayan polis teşkilatının ilgili birimlerine veriliyor. Otobüs şoförü ibrahim tatlıses fanatiğiydi. biraz ibo dinledik sonra arapça müzik dvd si attı ama klipler türk dizilerinden çalıntıydı. bizde nostalji yaşadık klipleri seyrederken. halep’ e vardık. orada şimdi hatırlamıyorum ama ibrahim isimli bir türk bizi aldı, bir lokantaya götürdü çatlayana kadar atlıcanlı yedik. kalacak yeri ayarladık ve HALEP’ e daldık. Şunu söylemeliyim ki Halep Şam IN YANINDA ÇOK SÖNÜK. Atladık bir taksiye bize şehir turu yap dedik. hiç düşünmeden taksiye binin en ucuz şey suriyede taksi. taksi şoförüde türk olduğumuzu göyleyince başladı oynamaya biz bu ararda gülmekten çatlıyoruz. Starbucks a benzer bir cafe gördük ve oraya gittik( bu arada açık bulduğumzu bir eczanden ilaç da aldık) gerçekten kızlar güzel erkeler tikiydi. ama haremlik selamlık gibi oturuyorlardı. burası suriyeye göre çok pahalı mekandı. yanımda çocukla muhabbet ettim neden ayrı oturuyorsunuz diye sordum, şimdilik böyle gibi bir cevap verdi. burası starbucks mı diye sordum neredeyse beni dövecekti. ABD-İSRAİL ve benzeri ülkere inanılmaz bir öfke var halkda. Başka dükkanların duvarlarında BUSH a atılan ayakkabı resmi çerçeve yapılmıştı. Daha sonra tavsiye üzerine HELLURA veya benzeri bir isimli tatlıcıya gittik. adamlarla muhabbet derken bayağı sardık ve bayağı yedik. hesap ödemeden çıkmışız adamlar arkamızdan koştura koştura geldi…sonra bir nargileci bulduk tömbeki istedik içemedik, aromalıya döndük, çaylar su bardağında geliyor. tarçınlı çayı tavsiye ederim. ertesi sabah halep kalesine gittik,çık çık bitmiyor. şehrin tamamına hakim bir manzarası var. tavsiye ederim. halep çarşısı şam gibi renkli değil hatta mukayese bile edilmez. orada döner dürüm yedim ve midemi bozdum yağlı görünen şeylerden uzak durun( burada mideyi bozduğumuzdan antakyada künefe bile yiyemedik) halep-cilvegözü 70 dakiaka civarı sürüyor ama minübüs ün kalkış saati kafalarına göre o yüzden çok bekledik. bol miktarda çay aldık 2 günlük bir aradan sonra vatan topraklarına dönmek sevindiriciydi.